KURUMSAL
Zorunluluktan Gönüllülüğe: Neo-Liberteryen Düzen Arayışı
Egemen Şahin
Liberal demokrasi ve voluntaryism, birey-devlet ilişkisini ve toplumsal düzeni farklı temellerde ele alan iki felsefi yaklaşımdır. Liberal demokrasi, bireysel özgürlükleri hukukun üstünlüğü ve temsili demokrasiyle korurken, gönüllülükçülük devletin zorlayıcı gücünü reddederek bireylerin özgür iradesine dayalı bir düzen önerir. Dış politikada bu iki yaklaşımın uygulanabilirliği, oyun teorisinin stratejik etkileşimleri, belirsizlik ilkesinin öngörülemezlik faktörleri ve uluslararası ilişkilerdeki dışsallıkların (örneğin, anti-demokratik tehditler veya ekonomik karşılıklı bağımlılıklar) etkisi altında şekillenir.
1.Bölüm
Liberal Demokrasi
Liberal demokrasi, temsili demokrasiyi bireysel özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı gibi liberal ilkelerle birleştiren bir siyasi sistemdir (Dahl, 1989). Halkın düzenli, özgür ve adil seçimlerle temsilcilerini seçtiği bir yönetim biçimi sunarken, aynı zamanda bireylerin temel haklarını koruyan anayasal güvencelere dayanır (Mill, 1859). Liberal demokrasi ise bireysel özgürlüklerin ve çoğulculuğun devlet otoritesine karşı korunmasını merkeze alır (Held, 2006).
Liberal demokrasi, halkın iradesinin temsilciler aracılığıyla ifade edildiği bir sistemdir; düzenli ve adil seçimler, vatandaşların yönetimde söz sahibi olmasını sağlar (Dahl, 1989). İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü, toplanma özgürlüğü ve din özgürlüğü gibi temel haklar, liberal demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır; bu haklar bireylerin devlet karşısında özerkliğini korur (Mill, 1859).
Yasalar hem vatandaşlar hem de devlet için bağlayıcıdır; bağımsız bir yargı, devlet gücünün kötüye kullanılmasını önler ve bireylerin haklarını güvence altına alır (Held, 2006). Yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirinden bağımsız çalışması, liberal demokrasinin temel taşıdır; bu, tek bir otoritenin hakimiyetini engeller ve denge-denetleme mekanizmalarını güçlendirir (Dahl, 1989).
Gönüllülükçülük (Voluntaryism)
Gönüllülükçülük, insan ilişkilerinin tamamen gönüllü rıza ve özgür iradeye dayanması gerektiğini savunan bir liberteryen felsefedir (Rothbard, 1982). Devletin veya herhangi bir otoritenin zorlayıcı gücünü reddeder ve toplumsal düzenin, bireylerin kendi istekleriyle oluşturduğu sözleşmeler, karşılıklı iş birliği ve serbest piyasa mekanizmaları yoluyla organik olarak ortaya çıkabileceğini öne sürer (Watner, 1989). Gönüllülükçülük, bireyin kendi bedeni, emeği ve mülkü üzerindeki mutlak egemenliğini merkeze alır ve her türlü zorlamayı, özellikle devlet kaynaklı olanları, ahlaki olarak gayrimeşru görür (Huemer, 2013).
Gönüllülükçülüğün ahlaki temeli, hiçbir bireyin veya grubun başkalarının haklarına tecavüz etmemesi gerektiğidir; bu ilke, fiziksel şiddet, hırsızlık veya dolandırıcılık gibi doğrudan zorlamaların yanı sıra, zorunlu vergilendirme veya devlet düzenlemeleri gibi dolaylı zorlamaları da reddeder (Rothbard, 1982). Birey, kendi varlığının, emeğinin ve bu emekle ürettiği mülkün tek sahibidir; bu, bireyin hayatını şekillendirme özgürlüğünü ve başkalarının bu özgürlüğe müdahale etme hakkının olmadığını ifade eder (Rothbard, 1982).
Gönüllülükçülük, toplumsal düzeni hiyerarşik veya devlet merkezli yapılar yerine, bireylerin özgürce kurduğu ağlar ve topluluklar aracılığıyla inşa etmeyi hedefler; bu, yerel kooperatiflerden küresel pazarlara kadar her ölçekte gönüllü iş birliğini içerir (Watner, 1989). Gönüllülükçülük, teorik olarak devletsiz bir toplumu savunurken, pratikte bireylerin kendi topluluklarını oluşturabileceği mikro düzeyde deneyler önerir; örneğin, özel tahkim sistemleri, gönüllü yardım ağları veya blockchain gibi teknolojiler, devlet olmadan iş birliğini mümkün kılabilir (Huemer, 2013).
2.Bölüm
Dış politikada, devletlerin ve aktörlerin stratejik kararları, eksik bilgi ve diğerlerinin olası tepkileri nedeniyle belirsizliklerle doludur; bu, dış politikada çatışma veya iş birliği dinamiklerini karmaşıklaştırır. Militan demokrasinin proaktif savunma anlayışı burada devreye girer: otoriter rejimler veya aşırılıkçı ideolojiler gibi anti-demokratik dışsallıklar, özgürlükçü bir küresel düzeni tehdit edebilir. Bu nedenle, uluslararası alanda demokratik değerleri korumak için diplomatik izolasyon, anti-demokratik propagandaya karşı yasal önlemler veya uluslararası kuruluşlar aracılığıyla normların savunulması gibi adımlar gerekebilir.
Dış Politikada Oyun Teorisi
Oyun teorisi, dış politikada devletler, uluslararası kuruluşlar veya bireyler gibi aktörlerin stratejik etkileşimlerini analiz eden matematiksel bir çerçevedir (Schelling, 1960). Aktörlerin, diğerlerinin olası tepkilerini öngörerek karar aldığı senaryoları modeller ve sonuçların karşılıklı stratejilere bağlı olduğunu varsayar (Axelrod, 1984). Dış politikada, devletlerin iş birliği, çatışma veya müzakere gibi kararlarını anlamak için kullanılır ve uluslararası ilişkilerin karmaşık dinamiklerini açıklamayı amaçlar (Morrow, 1994).
Oyun teorisi, dış politikada aktörlerin eksik bilgiye dayalı kararlarını veya diğerlerinin niyetlerini yanlış yorumlama risklerini de ele alır; bu, müzakerelerde veya krizlerde kritik bir rol oynar (Morrow, 1994). Oyun teorisi, dış politikada aktörlerin (devletler, ittifaklar) kendi çıkarlarını maksimize etmek için nasıl stratejik seçimler yaptığını inceler; her aktör, diğerlerinin muhtemel hamlelerini dikkate alarak hareket eder (Schelling, 1960).
Oyun teorisi, dış politikada çeşitli senaryoları modellemek için kullanılır; örneğin, mahkum ikilemi (iş birliği veya ihanet), geyik avı (karşılıklı kazanç için iş birliği) ve tavuk oyunu (riskli karşıtlıklar) gibi modeller, uluslararası ilişkilerdeki dinamikleri açıklar (Axelrod, 1984). Dış politikada uzun vadeli ilişkiler (ör. ittifaklar veya ticaret anlaşmaları), tekrarlanan oyunlar çerçevesinde analiz edilir; bu, aktörlerin itibarlarını koruma ve uzun vadeli iş birliğini teşvik etme eğiliminde olduğunu gösterir (Axelrod, 1984).
Militan Demokrasi
Militan demokrasi, demokratik sistemin kendisini anti-demokratik tehditlere karşı aktif bir şekilde korumasını savunan bir yönetim anlayışıdır; demokrasiyi yıkmayı veya temel değerlerini tehdit etmeyi amaçlayan grupların veya hareketlerin haklarını kısıtlayarak demokratik düzeni güvence altına almayı hedefler (Loewenstein, 1937). Karl Loewenstein tarafından ortaya atılan bu kavram, demokrasinin kendi varlığını sürdürebilmesi için proaktif ve bazen kısıtlayıcı önlemler almasını gerektirir (Capoccia, 2013).
Militan demokrasi, anti-demokratik ideolojilerin (örneğin, totaliter veya aşırılıkçı hareketler) demokrasiyi tehdit etmeden önce engellenmesini savunur; bu, siyasi partilerin yasaklanması, nefret söyleminin cezalandırılması veya anti-demokratik propagandanın kısıtlanması gibi önlemleri içerir (Loewenstein, 1937). Militan demokrasi, demokratik kurumları korumak için anayasal veya yasal çerçeveler oluşturur; örneğin, bazı ülkelerde anayasalar, demokrasiye karşı faaliyet gösteren partilerin kapatılmasını mümkün kılan maddeler içerir (Capoccia, 2013).
Militan demokrasi, bireysel özgürlükleri koruma ile toplumsal düzeni savunma arasında bir denge kurmayı amaçlar; ancak bu denge, özgürlüklerin kısıtlanması riskini taşır ve bu nedenle dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır (Müller, 2016). Militan demokrasi, demokrasinin kendi meşruiyetini koruma hakkına dayandığını savunur; anti-demokratik aktörlerin demokratik hakları kötüye kullanarak sistemi yıkmasını önlemek, bu felsefenin temel gerekçesidir (Loewenstein, 1937).
Neo-Liberteryenizm
Neo-liberteryenizm, liberteryen ilkeleri uluslararası ilişkilere ve dış politikaya genişleten bir felsefedir; minimal devlet müdahalesini, küresel serbest ticareti, açık sınırları ve müdahale etmeme politikalarını savunur (Paul, 2007). Bireysel özgürlüklerin ve serbest piyasaların küresel ölçekte maksimize edilmesi gerektiğini öne sürer ve devletlerin yalnızca kendi vatandaşlarının doğrudan savunması için güç kullanmasını meşru görür (Mises, 1949). Neo-liberteryenizm, uluslararası arenada ekonomik ve kişisel özgürlükleri teşvik ederek barış ve refahın sağlanabileceğini savunur (Eland, 2019).
Neo-liberteryenizm, ticaret engellerinin (gümrük vergileri, kotalar) kaldırılmasını ve ekonomik faaliyetlerin devlet müdahalesi olmadan küresel ölçekte serbestçe işlemesini savunur; bu, bireylerin ve işletmelerin dünya çapında özgürce ticaret yapabileceği bir ekonomik düzen vizyonunu içerir (Mises, 1949). Askeri veya siyasi müdahaleler, yalnızca bir devletin kendi vatandaşlarına yönelik doğrudan tehditlere karşı meşrudur; neo-liberteryenizm, diğer ülkelerin iç işlerine karışmayı, ekonomik yaptırımları veya ideolojik dayatmaları reddeder ve barışın ancak karşılıklı saygı ve ticaretle sağlanabileceğini öne sürer (Paul, 2007).
Neo-liberteryenizm, bireylerin yalnızca kendi ülkelerinde değil, küresel olarak da özgürce hareket etme, çalışma ve mülk edinme hakkına sahip olduğunu savunur; açık sınırlar ve göç özgürlüğü, bu felsefenin temel taşlarındandır (Eland, 2019). Neo-liberteryenizm, uluslararası ilişkilerde çatışma yerine diplomasi ve ticareti merkeze alır; devletlerin güç gösterisi veya hegemonya arayışı yerine, karşılıklı fayda sağlayan iş birliklerini teşvik eder (Paul, 2007).
Güncel Örnekler:
· Avrupa Birliği’nin iç pazarı, serbest ticaretin neo-liberteryen anlayışa yakın bir şekilde işlediği örneklerden biridir. Üye ülkeler, gümrük duvarlarını kaldırarak bireylerin ve işletmelerin serbest dolaşımına imkân tanır.
· NAFTA ve sonrasında USMCA anlaşmaları, Kuzey Amerika’da ekonomik serbestliği artıran uygulamalar olarak bu yaklaşımı yansıtır.
· Göç özgürlüğü bağlamında ise, Schengen Bölgesi, bireylerin sınırlar arası serbest hareketini sağlayarak neo-liberteryen vizyonun kısmi bir modelini oluşturur.
· NATO her ne kadar zorunlu bağlayıcı maddeleri olsa da üyeler arası bir çatışmayı engeller iken kısıtlı da olsa en azından Avrupa ülkeleri için açık kapı stretejisi ve gönüllü üyelik yapısı ile mevcut formunun Neo-Liberteryen bir güvenlik organizasyonunun ilk versiyonu olarak tanımlayabiliriz.
Sonuç
Liberal demokrasi ve gönüllülükçülük, dış politikada bireysel özgürlükleri ve gönüllü iş birliğini merkeze alarak barışçıl bir küresel düzen vizyonu sunar; ancak oyun teorisinin stratejik belirsizlikleri ve anti-demokratik dışsallıklar, militan demokrasinin koruyucu mekanizmalarını gerekli kılar. Liberal demokrasinin hukukun üstünlüğü ve insan hakları vurgusu, uluslararası ilişkilerde adil bir çerçeve oluştururken, gönüllülükçülüğün devletsiz iş birliği ideali, bireyler arası küresel ağları güçlendirir.
Militan demokrasi, bu özgürlükçü vizyonu otoriter tehditlere karşı savunmak için diplomatik ve yasal araçlar sunar. Neo-liberteryen bir perspektif, bu ilkeleri birleştirerek devletlerin yalnızca vatandaşlarını doğrudan tehditlere karşı korumak için güç kullandığı, serbest ticaret ve açık sınırlarla bireylerin küresel ölçekte özgürce hareket edebildiği bir dünya önerir. Bu yaklaşım, uluslararası güç dengelerine bağlı olsa da özgürlük, barış ve demokratik değerlerin küresel çapta savunulması için umut verici bir yol haritası sunar.
Kaynakça:
Dahl, R. A. (1989). *Democracy and Its Critics*. Yale University Press.
Mill, J. S. (1859). *On Liberty*. Oxford University Press.
Held, D. (2006). *Models of Democracy*. Stanford University Press
Paul, R. (2007). A Foreign Policy of Freedom: Peace, Commerce, and Honest Friendship. Foundation for Rational Economics and Education.
Mises, L. von. (1949). Human Action: A Treatise on Economics. Yale University Press.
Eland, I. (2019). War and the Rogue Presidency: Restoring the Republic After Congressional Failure. Independent Institute.
Schelling, T. C. (1960). *The Strategy of Conflict*. Harvard University Press.
Axelrod, R. (1984). *The Evolution of Cooperation*. Basic Books.
Morrow, J. D. (1994). *Game Theory for Political Scientists*. Princeton University Pres
Schelling, T. C. (1960). The Strategy of Conflict. Harvard University Press.
Axelrod, R. (1984). The Evolution of Cooperation. Basic Books.
Loewenstein, K. (1937). "Militant Democracy and Fundamental Rights." *American Political Science Review*, 31(3), 417–432.
Capoccia, G. (2013). "Militant Democracy: The Institutional Bases of Democratic Self-Preservation." *Annual Review of Law and Social Science*, 9, 207–226.
Müller, J.-W. (2016). "Militant Democracy." In *The Oxford Handbook of Comparative Constitutional Law*. Oxford University Press
Eland, I. (2019). *War and the Rogue Presidency: Restoring the Republic After Congressional Failure*. Independent Institute.