KURUMSAL
Ukrayna'da Liberalizmin Gelişimi[1]
Yazarlar: LEONID A. KRASNOZHON AND YULIYA V. YEHOROVA[2]
Çeviri: Kamil SARI[3]
Ukrayna'nın 24 Ağustos 1991'de bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Yeltsin yönetimi, Rusya'nın güney Ukrayna, doğu Ukrayna ve kuzey Kazakistan dahil olmak üzere önemli Rus azınlıklara sahip eski Sovyet ülkeleriyle toprak sorunlarını gündeme getirme hakkı olduğunu iddia eden bir bildiri yayınladı (Solchanyk, 1996; Subtelny, 2009; Plokhy, 2017). Bu açıklama, Sovyet sonrası dönemde Ukrayna ile Rusya arasındaki ilk ciddi siyasi çatışmayı başlattı. Rus parlamentosu, Başkan Yardımcısı Aleksandr Rutskoi başkanlığında Kiev'e bir heyet gönderdi. Ukrayna parlamentosu (Verkhovna Rada), Ukrayna halkının kendi kaderini tayin hakkını ileri sürerek heyetin eski Sovyet devletlerinden oluşan yeni bir birliğe katılma teklifini reddetti.
1 Aralık 1991'de Ukrayna'nın bağımsızlık ilanı ulusal referandumda oyların yüzde 90'ını aldı. 12 Aralık 1991'de Rus parlamentosu eski Sovyet ülkeleri arasındaki siyasi, ekonomik ve hukuki ortaklığı korumayı amaçlayan Bağımsız Devletler Topluluğu anlaşmasını onayladı. 20 Aralık 1991'de Ukrayna parlamentosu "Bağımsız Devletler Topluluğu'nun kendi yönetim ve idari organlarına sahip bir devlet oluşumuna dönüşmesine karşı çıkan" bir bildiri yayınladı (Plokhy, 2017: 324). 1994'teki Budapeşte Memorandumu ve 1997'deki Rusya-Ukrayna Antlaşması, Rusya ile olan sınır ve toprak sorunlarını çözüme kavuşturmuştur (Laruelle, 2016).[4]
1990'ların başından bu yana eski Sovyet ülkeleri farklı siyasi ve ekonomik kalkınma yolları izlemiştir. Rusya otokrasiyi pekiştirip ekonomi üzerindeki devlet kontrolünü artırırken, Ukrayna iki devrimle demokratikleşmeyi savundu, komünizmden arındırma reformunu hayata geçirdi, hükümeti adem-i merkezileştirdi ve dünya kara toprak rezervlerinin neredeyse yüzde 30'u için bir pazar açtı. Politik ekonomi ve yeni kurumsal ekonomi literatürü, fikirlerin, ideolojinin, etiğin ve retoriğin kurumsal gelişim sürecini değiştirdiğini göstermektedir (Higgs, 1987, 2008; Denzau ve North, 1994; Boettke, Coyne ve Leeson, 2008; McCloskey ve Carden, 2020; Shughart, Thomas ve Thomas, 2020). İdeoloji, etik ve toplumsal mutabakatta merkezi olmayan kendiliğinden değişim, siyasi eylem ve kurumsal dönüşüm yaratır (McCloskey ve Carden, 2020). Seçkinler tarafından vatandaşlara dayatılan bir ideolojinin yukarıdan aşağıya yeniden yapılandırılması sosyal düzeni değiştirir (Higgs, 2008). Dahası, savaşlar, ekonomik bunalım veya modernleşme gibi tarihsel olaylar, toplumsal yapıyı değiştirerek ve büyük düşünürlerin söylemlerini değiştirerek ideolojik değişimin seyrini etkiler.
Bu çalışma, politik ekonomi literatürüne ve yeni kurumsal ekonomi literatürüne katkıda bulunmaktadır. On dokuzuncu yüzyıldan modern zamanlara Ukrayna’da liberalizmin gelişimini inceliyoruz. Geçtiğimiz iki yüzyıl boyunca, tarihsel olaylar Ukrayna'yı Rusya ve Avrupa arasında tutsak ve devletsiz bir sınır bölgesi olarak nitelendirmiştir. Ancak biz tarihin kimliği belirlemediğini varsayıyoruz. Ukrayna liberalizmi, özgürlük ve haysiyet mücadelesinin uzun bir döneminde bir ulusa rahatlık ve dostluk getiren yerli bir içsel inanç sistemi olarak ortaya çıkmıştır. Sosyal bir düzenleme olarak liberalizmin Ukrayna'da demokratikleşme ve piyasa odaklı reformları nasıl ve neden yönlendirdiğini açıklıyoruz. Bu çalışmanın bir sonraki bölümü on dokuzuncu yüzyıl Ukrayna'sında liberalizmi tartışmaktadır. Daha sonra Sovyet sonrası dönemde Ukrayna liberalizmi incelenmektedir. Son bölüm ise sonuç değerlendirmelerini içermektedir.
On Dokuzuncu Yüzyıl Ukrayna'sında Liberalizm
Higgs'e göre "ideolojiler, sosyal ilişkiler hakkında bir şekilde tutarlı, oldukça kapsamlı inanç sistemleridir ve bu tür sistemlerin her birinin bilişsel, ahlaki, pragramatik ve dayanışmacı yönleri vardır. Bu tür inanç sistemleri, diğer şeylerin yanı sıra, ekonomik düzenin doğasını ve hükümetin büyüklüğünü belirlemede kritik bir rol oynamıştır" (Higgs, 2008: 547). Bir Avrupa ulusu olarak Ukrayna fikri, on dokuzuncu yüzyıl klasik liberal düşünürü Mykhailo Drahomanov ve 1920'lerin ulusal komünizm savunucusu Mykola Khvyliovy de dahil olmak üzere Ukraynalı entelektüellerin yazılarında uzun süredir dolaşmaktaydı (Plokhy, 2017: 325). Drahomanov, Franko, Kistyakivsky ve Tugan Baranovsky gibi on dokuzuncu yüzyıl Ukraynalı entelektüelleri ideolojik birlik sergilediler. Emperyalizme karşı çıkmışlar, Marksist sosyalizmi reddetmişler ve Avrupa inanç sistemine dayanan liberalizm, demokrasi ve ulus inşası fikirlerini yaymışlardır (Bunyk ve Krasnozhon, 2018).
On sekizinci yüzyılın sonları ile yirminci yüzyılın başları arasında Ukrayna, Habsburglar ve Romanovlar olmak üzere iki imparatorluğun egemenliği altında ekonomik, siyasi ve entelektüel olarak gelişti (Subtelny, 2009; Plokhy, 2017). İki imparatorluk arasındaki toplumsal ilişkilere dair inanç sistemleri arasındaki uçurum muazzamdı. Habsburglar on sekizinci yüzyılın sonları ile on dokuzuncu yüzyılın ortaları arasında serfliği kaldırmış, kitlesel toprak reformu gerçekleştirmiş ve anayasal monarşiye geçiş yapmıştır. Rus monarşisi serfliği ancak 1860'larda kaldırmış ve anayasal monarşi ancak 1905 "Kanlı Pazar" Devrimi'nden sonra kurulmuştur (Subtelny, 2009; Krasnozhon ve Bunyk, 2019).[5]
Drahomanov (1841-1895) on dokuzuncu yüzyıl Ukrayna liberal hareketinin liderlerinden biriydi (Rudnytsky, 1952: 71; Tomenko 1996: 74). Siyasi faaliyetleri nedeniyle 1876'da görevden alınıp Rus İmparatorluğu'ndan ayrılmak zorunda kalana kadar Kiev Üniversitesi'nde eskiçağ tarihi profesörü olarak çalışmıştır. Cenevre'de bulunduğu yıllarda (1876-1889), hem Avusturya hem de Rus İmparatorluklarında popüler olan ilk Ukraynaca Sosyo-politik dergi “Hromada”yı (Topluluk) (1878-1882) kurdu. Son yıllarını Bulgaristan'daki Sofya Üniversitesi'nde tarih profesörü olarak geçirdi.
Drahomanov'un siyasi düşüncesi, bir yaptırım kurumu olarak hükümet ile bireylerin gönüllü birlikteliklerinden oluşan ve kendiliğinden ortaya çıkan bir sistem olarak sivil toplum arasındaki ayrım etrafında dönüyordu. Diyalektik tarih yöntemini reddetmiş, Marksist siyaset felsefesini ve kültürel determinizmi eleştirmiştir. Aristoteles'in korporatizm fikrinden etkilenerek, dil temelli gönüllü birliklerin ademi merkeziyetçi bir sosyal düzeninde yaşayan Avrupa uluslarından oluşan bir federasyon öngördü. Ona göre Pan Avrupa federalizmi, Ukrayna, Polonya veya Litvanya gibi devletsiz tutsak uluslar için barışçıl bir liberalleşme ve kendi kaderini tayin etme aracıydı. Drahomanov, Topluluğa Seslenişte (1878) Avrupa federasyonunun amacının "hükümetin gücünü azaltmak ve onu birey ve topluma tabi kılmak ve anarşinin yaşayan hukuk kuralını ortaya koymak ve hukukun üstünlüğünü aristokrasi ve devletten kurtarmak" olduğunu yazdı.
Drahomanov'un iki öğrencisi Ivan Franko (1856-1916) ve Bohdan Kistyakivsky (1868-1920), Sovyet döneminin başlangıcına kadar Ukrayna liberal geleneğinin önde gelen temsilcileriydi. Avrupa'daki Sosyalpolitik akımı altında Drahomanov'un Pan-Avrupa anarşizmine muhalefet ettiler.[6] Franko 1893 yılında Viyana Üniversitesi'nden tarih alanında doktora derecesi aldı. Kistyakivsky 1899'da Strasbourg Üniversitesi'nden tarih doktorası aldı ve burada Alman tarihselci Wilhelm Windelband'ın (1848-1915) gözetimi altında çalıştı. Kistyakivsky'nin yazıları Ukraynalı liberaller arasında oldukça popülerdi ve Franko da Polonyalı, Alman ve Avusturyalı liberaller arasında iyi tanınıyordu. Polonya gazetesi Kurjer Lwowski'nin (The Lviv Post) yayın kurulundaydı (Rudnytsky, 1967: 143). Ayrıca Viyana'da yayınlanan haftalık demokratik Die Zeit gazetesinin düzenli muhabiriydi ve Batı Ukrayna hakkında haberler yapıyordu.
Devlet ve Birey (1899) adlı kitabında Kistyakivsky, hukukun üstünlüğü altında yaşam, özgürlük ve mülkiyetin korunmasında hükümetin sınırlı bir rol oynamasını savunmuştur. Hukukun üstünlüğü ile polis devletini birbirinden ayırmıştır. Hukukun üstünlüğü, bireysel çıkarlara hizmet eden ve kişisel özgürlükleri koruyan en yüksek yönetim biçimi olarak toplumsal gelişimin doğal bir sonucuydu. Kistyakivsky, hukuk devleti olarak Avusturya İmparatorluğu ile polis devleti olarak Rus İmparatorluğu'nu yan yana koymuştur. Ona göre, kamusal yağmayı engelleyen kurumsal kısıtlamalardan yoksun olan polis devleti, kendi kaderini tayin etme ve kendini ifade etme özgürlüğünü tanımıyordu. Benzer şekilde, on sekizinci yüzyıl Avusturya hükümdarları Maria Theresa ve Joseph II'nin aydınlanmış monarşisini inceleyen Franko da Sosyo-politik hareketini desteklemiştir. Franko, “History of the Socialist Movement” (1904) adlı kitabında sınırlı hükümeti savunmuş ve Avrupalı çağdaşlarını Marksist sosyalizmin müdahaleciliğe ve totalitarizme yol açacağı konusunda uyarmıştır.
Ukrayna liberal geleneğinin on dokuzuncu yüzyıldaki son önemli temsilcisi olan Mikhail Tugan-Baranovsky (1865-1919) bir politik iktisatçı, tarihçi ve çoğulcu düşüncenin temsilcisiydi (Nove 1970). İngiliz endüstriyel gelişimi üzerine çalışmaları ve iş çevrimleri teorisi, Joseph Schumpeter de dahil olmak üzere Avrupalı meslektaşları tarafından iyi biliniyor ve saygı görüyordu (Blaug, 1986: 43). Ayrıca, 1811 yılında Ukrayna'nın doğusundaki Kharkiv Eyaleti'nde başlayan ve İngiltere'deki Rochdale kooperatifinden önce gelen kooperatif çiftlik hareketini de incelemiştir. Kharkiv merkezli en ünlü çiftlik kooperatifi olan “Kharkivskoe Tovarishestvo” 1854 yılında kurulmuş ve 1880'den 1930'a kadar dünyanın un değirmenciliği başkenti olan Minneapolis, Minnesota'da bir toptan satış mağazası da dahil olmak üzere otuzdan fazla bölgesel şubesi ile 1912 yılına kadar Doğu Avrupa'nın en büyüğü haline gelmiştir (Ancyferov, 1929).
Doğu Ukrayna'daki kooperatif çiftlik hareketinin muazzam başarısına tanık olan Tugan-Baranovsky, yeni bir "doğru sosyalizm" toplumsal düzeninin, özgürlük ve eşitliği koruyarak özel girişimin ekonomik liberalizmi ile kooperatiflerin refah sosyalizmini birleştireceğini savundu. “Social Foundations of Cooperation” (1916) adlı kitabında, Avrupa uluslarının kendi kendini yöneten sivil birlikler arasında ortak (yani kooperatif) karar alma sistemine dayanan federalizme benzer demokratik, merkezi olmayan bir siyasi sistem oluşturacağını öngörmüştür. On dokuzuncu yüzyıl Ukraynalı liberal düşünürler, Ukrayna'nın Pan-Avrupa siyasi birliğine entegre edilmesini savunurken, Ukrayna için ulus inşa etme araçları öngörmüşlerdir.
Komünizm'den Liberalizme
Devlet terörü yirminci yüzyılın başlarında Sovyetler Birliği'ndeki liberal hareketi ortadan kaldırdı. Tugan-Baranovsky, 1917 Şubat Devrimi'nden sonra Petersburg Üniversitesi'ndeki politik ekonomi kürsüsünden ayrılmış, Kiev Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanı olmuş ve kısa ömürlü bir Ukrayna hükümeti olan Merkez Rada'nın (1917-1918) Maliye Bakanlığı görevini yürütmüştür (Nove 1970). Sovyet Ukrayna'sında köylülük, çiftliklerin kolektifleştirilmesine ve kilise mülklerinin kamulaştırılmasına karşı direnmiştir (Subtelny, 2009; Plokhy, 2017). Sovyet hükümeti, patlak veren direnişi bastırmak için 1932-1934 yılları arasında otuz iki milyonluk nüfustan üç ila altı milyon Ukraynalının ölümüne neden olan Terör-Kıtlık politikalarını uyguladı (Conquest, 1986; Subtelny, 2009; Plokhy, 2017; Naumenko, 2021).[7]
Liberalizm fikirleri, 1960'lar ve 1970'lerdeki muhalif hareket sırasında Sovyet toplumunun kamusal söyleminde yeniden ortaya çıkmaya başlamıştır. Çoğunluğunu muhalif hareketin oluşturduğu yazarlar, sanatçılar, akademisyenler ve gazeteciler sivil özgürlükleri, insan haklarını ve etnik azınlıkların korunmasını savundular (Bazhan, 2004). Hükümet sansürü, özel mülkiyet hakları ve serbest girişim konularının kamuoyunda tartışılmasını engellemeye devam etti. 1960'larda, Sovyet sosyalist ekonomisine kar-zarar hesaplaması kavramını getiren Liberman ekonomik reformu (Kosıgin Reformları), ekonomik liberalizm konusundan kaçındı. Reform, devletin ekonomik planlama yöntemini ve Sovyet işletme yöneticisinin teşvik sistemini değiştirmesi halinde sosyalist bir ekonominin üretim faktörlerini rasyonel bir şekilde tahsis edeceğini varsayıyordu (Pejovich, 1969).
Avrupa topluluğu ve Ukrayna'nın bu topluluğun bir bileşeni olması fikri, Ukrayna Helsinki Grubu'nun cesur bir deklarasyonunun ardından kamusal söylemde yeniden ortaya çıktı. 1975 yılında, aralarında Sovyetler Birliği'nin de bulunduğu otuz beş ülke Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de ilk Avrupa Güvenlik ve İş birliği Konferansı'nı düzenledi. Sovyetler Birliği Helsinki Anlaşmalarını imzaladı ve halkının sivil haklarına saygı göstermeyi kabul etti. 1976 yılında Ukraynalı insan hakları izleme grubu, Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler'in kurucu üyesi olduğunu ve bir Avrupa ulusu olarak kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ilan etti. Genel olarak Ukrayna toplumu çalkantılı 1980'li yıllara gevşek ya da neredeyse kaybolmuş bir liberal düşünce geleneği ile girdi.
Sovyet Sonrası Ukrayna'da Liberal Gelenek
Rasyonalizm ve sivil toplum, bugün Ukraynalı liberal düşünürleri birleştiren iki ortak ve tekrar eden temadır. F. A. Hayek rasyonalizmi "bireysel ve toplumsal yaşamı akıl ilkelerine göre düzenleme ve akıl dışı olan her şeyi mümkün olduğunca ortadan kaldırma ya da arka plana itme eğilimi" olarak tanımlar (1960, 108).[8] Hayek, on sekizinci yüzyılda Avrupa liberalizminde iki ayrı geleneğin ortaya çıktığını yazmaktadır. Fransız ya da rasyonalist gelenek, gelenekleri ve kurumları insan tasarımının sonuçları olarak ele alır; İngiliz ya da çoğulcu gelenek ise ampirik ve sistematik değildir ve bunları kendiliğinden ortaya çıkmış olarak ele alır.
Jacob Levy, rasyonalist liberalizmin tarihsel olarak liberalizmin baskın bir kolu olduğunu savunmaktadır. Levy (2015: 2), rasyonalist liberalizmi şu özellikleri desteklemek olarak tanımlar: bürokratik rasyonelleşme, hukukun üstünlüğü, ara sosyal gruplardaki yerel tiranlıkların bozulması, entelektüel ilerleme ve bireyleri yerel grup gücünden koruyan merkezi devlet gücü. Rasyonalist liberalizm yerel, geleneksel ve gönüllü birlikler gibi ara gruplara şüpheyle yaklaşır çünkü metodolojik bireycilik onun temel ilkesidir. Levy çoğulcu liberalizmi, metodolojik çoğulculuğa veya çıkar grubu politikasına dayandığı için ara grupları ve gönüllü birlikleri destekleyen bir liberalizm olarak tanımlar. Dolayısıyla liberalizm tek bir varlık değildir.
Modern Ukrayna liberalizminin kamu entelektüelleri ve hükümet yetkilileri arasında çok az sesi çıkmaktadır. En etkili liberal düşünürler, Oleksandr Paskhaver ve Viktor Pynzenyk de dahil olmak üzere, 1990'larda piyasa reformlarını başlatan ve onlarla ilişkili kalan eski neslin temsilcileridir. Ukrayna'da 1990'lardaki bu reformlara ilişkin kamuoyu algısı büyük ölçüde olumsuzdur. Özelleştirme, oligarkların ve kleptokrasinin doğuşu ile ilişkilendirilmektedir. Forbes dergisinin "Dünyanın Milyarderleri" listesine göre, Ukrayna'da milyon kişi başına düşen milyarder sayısı (1996-2010) Hollanda ve İsveç'ten daha fazladır (bkz. Sanandaji ve Leeson, 2013). 2002 yılında, Ukrayna parlamentosunun yaklaşık yüzde 67'si bir ABD doları milyonerine eşdeğer kişisel servete sahipken, kişi başına düşen gelir (PPP 2010 sabit fiyatları) 2.000 dolardan azdı (Subtelny, 2009: 654; Dünya Bankası 2022.). Yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında, kamuoyu yoklamaları piyasa reformlarının en düşük onay oranını aldığını, yüzde 43'ünün ise yeniden ulusallaşmayı desteklediğini göstermiştir (Denisova ve diğerleri, 2009; Subtelny, 2009).
Turuncu Devrim'in (2004-2005) ardından demokratikleşmede gözle görülür bir hızlanma olmasına rağmen, piyasa kurumlarına yönelik kamuoyu onayı azalmaya devam etmiştir.[9] 1992 ve 2006 yılları arasında arazilerin özelleştirilmesi ve tarım arazileri piyasasındaki yasağın kaldırılmasına yönelik kamuoyu desteği azalmıştır (sırasıyla yüzde 65'ten yüzde 25'e ve yüzde 39'dan yüzde 21'e; Panina, 2006). 2005 yılında yapılan bir başka kamuoyu araştırması, yüzde 60'ın büyük ölçekli özelleştirmeye şiddetle karşı çıktığını göstermiştir (Paskhaver ve Verkhovodova, 2006). Özelleştirme Ukraynalıların çoğunluğu arasında popüler olmamaya devam etmiştir. Dünya Değerler Araştırması'na (2020) göre, Amerikalıların yüzde 60'ına kıyasla, sadece yüzde 19'u işletmelerde özel mülkiyetin artırılmasını desteklemektedir.
Yeni kurumsal ekonomi üzerine gelişen bir literatür, iyi işleyen bir piyasa ekonomisinin bir dizi kurum gerektirdiğini ve özel mülkiyet haklarının tek başına bu ekonominin işlemesi için yeterli olmadığını göstermektedir (Boettke ve Candela, 2020). Özelleştirme, rekabeti ve verimliliği teşvik etmek için hukukun üstünlüğünü, sözleşmelerin uygulanmasını ve anti-tröst düzenlemelerini gerektirir. Piyasa odaklı kurumların yokluğunda, kamu sektörünün özelleştirilmesi kayırmacılık ve oligarşi yaratarak rekabeti ve ekonomik kalkınmayı engeller. Ukrayna'da özelleştirme, ekonominin "komuta merkezlerini" (çelik, kömür ve ağır makineler) oligarklara devretmiş ve ardından demokratikleşmeyi sekteye uğratmıştır (Paskhaver ve Verkhovodova, 2006).
Sovyet Ukrayna'sı dünyanın en büyük dört çelik üreticisinden biriydi. Yirmi birinci yüzyılın ilk on yılında çelik ürünleri Ukrayna'nın toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyordu. Ukrayna'da kamu sanayi kuruluşlarının fiili sahipleri olan eski Sovyet bürokratları, içeriden özelleştirme yoluyla kontrol haklarını elde etmek için yönetim haklarını zimmetlerine geçirdiler. Ağırlıklı olarak eski Komünist bürokratlar tarafından işletilen merkezi devlet yönetimi sistemi, özelleştirmeyi bir koruma şantajı olarak kullandı. Paskhaver (2014), özelleştirmenin bekçileri olarak hizmet edecek spontane gönüllü birlikler kurmadıkları için düzensiz kitleleri suçlar. Avrupa sosyal değerlerinin aşağıdan yukarıya gelişmesinin, yukarıdan aşağıya bir ideolojik reformdan daha hızlı bir değişim getireceğini savunur.
Paskhaver, birçok Sovyet sonrası ülkenin oyunun kurallarını belirleyecek temel aşamayı atladığını savunmaktadır. Klasik liberal politik ekonomi, yasal devlet kapasitesini güçlendiren (kanun ve düzenin uygulanması, kamu mallarının sağlanması) ve mali devlet kapasitesini kısıtlayan (vergi toplama ve yeniden dağıtım) bir anayasal sözleşme tasarlama ve kurma ikilemini ortaya koymaktadır. Sovyet sonrası erken dönemde Ukrayna hükümeti, Sovyet rejimi tarafından kamulaştırılan özel mülkiyeti geri almak veya eski Sovyet bürokratlarını kamu görevlerinden uzaklaştırmak gibi demokrasi inşası ve piyasa odaklı kurumsal mekanizmaları kullanmamıştır. Benzer şekilde Pynzenyk, Ukraynalı reformcuların hükümetin zimmetine para geçirmesini engelleyemediğini ve devleti ulusal savunma, altyapı, refah sistemi ve çevre koruma gibi kamu hizmetleri sağlama konusunda güçlendiremediğini ileri sürmektedir (Bunyk ve Krasnozhon, 2018).[10] Devlet ve yurttaşlar, hukukun üstünlüğüne uymama konusunda bir sosyal sözleşmeye girmişlerdir (Paskhaver ve Verkhovodova, 2006).[11]
Ukrayna'da Liberalizmin İvme Kazanması
Ukrayna liberalizmi Haysiyet Devrimi'nden (2013-2014) bu yana hız kazandı.[12] Ukrayna hükümeti yabancı liberalleri ve özgürlükçüleri reform politikaları tasarlamaları ve uygulamaları için teşvik etti. 2014 yılında Gürcü özgürlükçü politika yapıcı Kakha Bendukidze (1956-2014) Ekonomi Bakanlığı Uzmanlar Konseyi'ne katıldı. Ölümünden birkaç hafta önce, MIT'den Daron Acemoğlu ve Peterson Enstitüsü'nden Anders Åslund'un da aralarında bulunduğu uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekiple birlikte Poroshenko yönetimi için bir piyasa reformları paketi hazırladı (Acemoğlu ve diğerleri, 2014). Doğu Avrupalı ünlü piyasa reformcuları Leszek Balcerowicz ve Ivan Mikloš 2014-2015 yıllarında Başkan Poroshenko'nun (2014-2019) danışmanları olarak görev yapmışlardır.
2015 yılında parlamento ve Devlet Başkanı Poroşenko Komünizmden arındırma reformunu yürürlüğe koymuştur. Bu reform Komünizm ve Nazizm’i eşit derecede kötü olarak değerlendirmekte, SSCB'nin İkinci Dünya Savaşı'nın 1939-1941 dönemindeki Nazi müttefiki statüsünü geri getirmekte, gizli Sovyet polis arşivlerini açmakta ve Komünizm veya Nasyonal Sosyalizm hakkında propaganda yapılmasını yasaklamaktadır (Motyl, 2015). 2018 yılı itibariyle Adalet Bakanlığı yaklaşık üç yüz bin hükümet görevlisini taramış ve yaklaşık dokuz yüzünü işten çıkarmıştır (Ukrayna Adalet Bakanlığı 2019). Yaklaşık üç bin gizli polis memuru taramalardan kaçınmak için istifa etti. Ukrayna, 2014 ve 2021 yılları arasında yolsuzluk algısı endeksi dünya sıralamasında 142. sıradan 122. sıraya gerilemiştir (Transparency International 2021).
Çek Cumhuriyeti ve Slovakya, Komünizm sonrası dönemde Komünizasyondan Arındırma (lustration) reformunu uygulayan ilk ülkeler arasındadır. Bu iki ülke 1991 ve 1997 yılları arasında 303,504 kişiyi taramış ve 15,166 kişinin (yüzde 5) daha önce bulundukları devlet görevlerine geri dönmelerini yasaklamıştır (Ellis, 1996; Williams, 1999). Eski komünist ülkelerde komünizmden arındırma yasaları, kamu çalışanlarının ve kamu görevine aday olanların komünist rejim için çalışıp çalışmadıklarının incelenmesini gerektirmektedir (Ellis, 1996). Komünizmden arındırma, gelişmekte olan demokrasiyi eski komünist siyasetçilerden korur, komünist geçmişi olmayan yeni bir yönetici eliti destekler ve hükümetin güvenilirliğini ve statükoyu değiştirme konusundaki kararlılığını ortaya koyar.[13]
2014 yılında Poroşenko yönetimi, ülkenin AB üyeliği gerekliliklerine hazır olma durumunu iyileştirmek için adem-i merkeziyetçilik reformunu başlatmıştır. Bu reform iki temel politikadan oluşmaktadır: siyasi gücün yeniden dağıtılması, merkez ve yerel yönetimler arasında yeni bir bütçe sözleşme sisteminin kurulması. Reform, özyönetim ve gönüllü birliktelik ilkesiyle örgütlenen yeni bir yerel bölgesel özyönetim (birleşik bölgesel topluluk) kurumu oluşturmuştur. Daha önce Sovyet Ukrayna'sının idari-bölgesel sistemi ülkeyi 25 il, 490 ilçe ve 10.900 belediyeye bölmüştü (Romanova ve Umland, 2019). Adem-i merkeziyetçilik sırasında, ortalama nüfusu 1.500 kişi olan düşük yoğunluklu kırsal alanlar ve kasabalar birleşik bölgesel topluluklar (bundan böyle UTC'ler) halinde birleştirildi. UTC'lerin sayısı 2015'te 159 iken 2021'de 1.470'e yükselmiştir. Ortalama olarak, her bir UTC 4,7 oranında küçük topluluğu birleştirdi ve 10.563 nüfusa sahip oldu. 2019 yılında Ukrayna nüfusunun yüzde 28'inden fazlası UTC'lerde yaşamaktaydı (Ukraine's Center 2022).
2019 yılında parlamento ve Zelenski yönetimi, toplam tarım arazilerinin dörtte birini oluşturan kamu tarım arazilerinin yönetimini ve açık artırmaya çıkarılmasını merkezileştirdi. Bu reform, bölgesel yönetimlerin kendi yetki alanları içindeki kamu tarım arazilerinin kiralama haklarını açık artırmaya çıkarmasını ve tüm kira gelirlerinin yerel yönetim bütçelerine gitmesini gerektiriyor. Bütçe sözleşmesi sistemi, yerel yönetimleri ihalelerin artık hak sahipleri haline getirmiş ve yetki alanları arasındaki rekabeti artırmıştır. 2017 yılında arazi gelirleri tüm kırsal belediyelerin devlet gelirlerinin yüzde 20'sini oluşturuyordu. Vasyl Kvartiuk, Thomas Herzfeld ve Eduard Bukin (2022), kırsal belediyeler tarafından açık artırmaya çıkarılan arsaların daha rekabetçi arsa kiralama sonuçları ve daha yüksek arsa kiralama fiyatları yarattığını tespit etmiştir. Devlete veya belediyelere ait 877.000 dönüm tarım arazisinin kiralama hakları 2014-2020 yılları arasında açık artırmaya çıkarılmıştır. Yerel yönetim ihaleleri bunların neredeyse yüzde 22'sini oluşturmaktadır ve bu ihalelerin yaklaşık yüzde 90'ı 2019-2020 yıllarında yapılmıştır (Kvartiuk, Herzfeld ve Bukin, 2022).
2014 ve 2020 yılları arasında Ukrayna, Dünya Bankası'nın İş Yapma Kolaylığı sıralamasında 112. sıradan 64. sıraya yükselmiştir (Dünya Bankası 2021). 2019 yılında Bakanlar Kurulu, bakanlık sayısını üçte bir oranında azaltarak yirmi beşten on yediye indirmiştir. Hükümet, bir veri tabanı ve çevrimiçi ihale sistemi kurarak kamu alımları projelerinin şeffaflığını ve rekabetini artırmıştır. Adem-i merkeziyetçilik reformu yerel ekonomik kalkınma projeleri arasındaki rekabeti artırmıştır. Belediyelerin ulusal vergi gelirlerindeki payı 2014'te yüzde 42 iken 2018'de yüzde 50'ye yükselmiştir. Yerel vergi gelirlerinin belediye bütçelerindeki payı 2014 yılında yüzde 0,7 iken 2018 yılında yüzde 26,1'e yükselmiştir (Romanova ve Umland, 2019).
Bununla birlikte, tarım arazisi piyasasındaki yasağın kaldırılmasının, son on yılda Ukrayna'daki liberalizm için en önemli başarı olduğu iddia edilebilir. ABD Uluslararası Ticaret İdaresi'ne (2020) göre Ukrayna, dünyadaki kara toprak rezervlerinin neredeyse yüzde 30'una sahip, dünyanın en verimli yerlerinden biri. Arazi varlığının yüzde 70'ini tarım arazileri oluşturmaktadır (Krasnozhon, 2011). Toprak reformu Aralık 1991'de hükümetin binalar, ekipmanlar ve tarım arazileri de dahil olmak üzere devlete ait çiftlik varlıklarını elden çıkarmaya başlamasıyla başlamıştır. Reform, arazi tapulaştırması, kupon özelleştirmesi ve devlete ait çiftliklerin yönetim-çalışan satın alımından oluşuyordu (Krasnozhon, 2011, 2013, 2015). Bununla birlikte, 1992 tarihli Moratoryum Yasası tarım arazilerinin satışını yasaklayan bir sözleşme getirmiştir.
İşleyen bir özel arazi piyasasının yasaklanması tarım sektörüne yatırımı azaltmış, etkin çiftlik yönetimini engellemiş, tarımsal büyümeyi sekteye uğratmış ve kırsal yoksulluğu derinleştirmiştir. 1990'ların sonlarında, çelik endüstrisinin öncülüğünde ekonominin geri kalanı 1990'lardaki bunalımdan kurtulurken, tarımsal verimlilik çöktü. 1999 yılında çiftliklerin yüzde 98'i kârsızdı (Krasnozhon, 2015). 1990'lı yıllar boyunca tarım arazilerinin neredeyse yüzde 40'ı terk edildi. 1991 ve 2011 yılları arasında çiftlik istihdamı işgücünün yüzde 24'ünden yüzde 15'ine düşmüştür (Krasnozhon, 2013). Kentleşme oranı yüzde 70'te kalmasına rağmen kırsal nüfus 1990'lardan bu yana yüzde 15 oranında azalmıştır (Krasnozhon, 2013).
Yüz milyon dönümden fazla tarım arazisine sahip olan Ukrayna'nın en büyük ihracat sektörü tarımdır ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 17'sini oluşturmaktadır (Dünya Bankası 2022). Ukrayna, 2019 yılında dünya üretiminin yüzde 4'ünü gerçekleştirerek dünyanın ilk on buğday üreticisinden biri olmuştur (Dünya Bankası 2022). Ukrayna'da 6,9 milyon arazi sahibi bulunmaktadır (Krasnozhon, 2013). 31 Mart 2020 tarihinde parlamento, tarım arazisi satış yasağını yürürlükten kaldırmıştır.[14] Neredeyse otuz yıllık yasağın ardından, tarım arazisi satışları 1 Temmuz 2021'de başladı. Şubat 2022'ye kadar yaklaşık yarım milyon dönüm (toplam tarım arazisi alanının neredeyse yüzde 0,5'i) satıldı.
Sonuç
Geçtiğimiz on yılda dünya, iki eski Sovyet ülkesi olan Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkilerde köklü bir değişime tanık oldu. Başkan Yeltsin'in 1990'ların başında Donbas ve Kırım üzerindeki toprak iddiaları 2010'larda Rus hükümeti tarafından yeniden gündeme getirildi. Rusya 2014 yılında Ukrayna topraklarının neredeyse yüzde 5'ini oluşturan Kırım'ı ilhak etti ve topraklarının yüzde 9'unu oluşturan Donbas'ta ayrılıkçılığı başlattı (Plokhy, 2017). İki şehri Donetsk ve Luhansk olan Donbas, ülkenin sanayi üretiminin yüzde 20'sini ve nüfusunun yüzde 17'sini oluşturuyordu (Subtelny, 2009: 608). Bununla birlikte Ukrayna başarılı liberal siyasi ve ekonomik reformlar gerçekleştirdi.
Modern liberalizm demokrasiyle yakından bağlantılıdır. Haysiyet Devrimi'nden (2013-2014) bu yana Ukrayna'da demokratikleşme önemli ölçüde hızlanmıştır. Hükümet iki kritik reformu hayata geçirmiştir: Komünizmden arındırma ve devlet idaresinin merkeziyetçilikten arındırılması. Komünizmden arındırma reformu, gizli polis memurları da dahil olmak üzere eski Komünist hükümet yetkililerini ve idari personeli taramadan geçirdi (Motyl, 2015). Ademi merkeziyetçilik reformu, siyasi otoriteyi merkezi hükümetten belediyelere yeniden dağıtmıştır. Bu reform, yeni bir yerel ve öz-yönetim kurumu (birleşik bölgesel topluluk) getirmiş ve ülkenin idari-bölgesel seçim haritasını yeniden çizmiştir (Romanova ve Umland, 2019).
Ayrıca devlet, ulusal ve yerel hükümetler arasında yeni bir bütçe sözleşme sistemi kurarak kamu tarım arazilerinin yönetimini ve açık artırmasını ademi merkezileştirmiştir. Bu reform, arazi kiralama piyasalarında rekabeti artırmış ve yerel yönetimlerin arazi kiralama gelirlerini yükseltmiştir (Kvartiuk, Herzfeld ve Bukin, 2022). Hükümet ayrıca bakanlık sayısını üçte bir oranında azaltmış, kamu ihalelerinin şeffaflığını artırmış ve iş kaydı ve sözleşme uygulamalarını kolaylaştırmıştır. Son olarak, tarım arazileri piyasasındaki yasağın kaldırılması, son on yılda Ukrayna'da liberalizmin elde ettiği en önemli başarı olmuştur.
[1] The Independent Review, v. 27, n. 3, Winter 2022/23, ISSN 1086–1653, Copyright © 2022, pp. 435–447
[2] Leonid A. Krasnozhon New Orleans Loyola Üniversitesi'nde ekonomi alanında doçenttir. Yuliya V. Yehorova, Kharkiv Ulusal İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Üniversitesi, Kharkiv, Ukrayna'da ekonomi doçentidir. Yuliya yerinden edilmiştir ve Slovak Cumhuriyeti'nde ikamet etmektedir.
[3] Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Fakültesi, Tarih Ana Bilim Dalı Mezunu / Biz Özgürüz Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı / kmlsari2003@gmail.com / ORCID: 0000-0002-3577-6031
[4] 1990'larda Rus parlamentosu, Kırım'ın 1954'te Ukrayna'ya devredilmesinin meşruiyetini sorgulayan birkaç karar yayınladı. 1997 Rusya-Ukrayna anlaşması eski Sovyet Karadeniz Filosunu bölüştürdü (Rusya filonun yüzde 80'ini aldı) ve Kırım'ın toprak sorununu çözdü.
[5] Ekim Manifestosu (1905), Rus siyasi sisteminde mutlakiyetçilikten anayasacılığa kısa süreli bir geçişi başlattı. Şubat 1917 Devrimi, Nicholas II'nin (1894-1917) Mart 1917'de tahttan feragat etmesine ve geçici hükümeti kurmasına yol açtı. Ekim 1917 Devrimi bu hükümeti devirmiş ve Sosyal Demokratların Bolşevik kanadının kontrolü altında Sovyet hükümetini kurmuştur.
[6] 1870'lerin başında Alman tarihselciler, Almanca konuşulan Avrupa'da işçi ve köylülerin ekonomik ve sosyal zorluklarını hafifletmek için sosyal politika reformunu savunan sosyal bilimcileri içeren Socialpolitik hareketini kurdular.
[7] Naumenko (2021) sadece 1933 yılında ölenlerin sayısının 2,6 milyon olduğunu tahmin etmektedir.
[8] Hayek (1960), Bernard Groethuysen'in "Rationalism," Encyclopedia of the Social Sciences, cilt 13, s. 113'teki rasyonalizm tanımını kullanmaktadır.
[9] Kuçma yönetimi 2004 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçim sonuçlarına görevdeki Başbakan Victor Yanukoviç lehine hile karıştırmıştır. Viktor Yuşçenko, halkın protestoları ve Yüksek Mahkeme'nin ikinci tur seçimleri geçersiz sayma kararının ardından seçimi kazandı. Turuncu Devrim hakkında daha fazla bilgi için lütfen Plokhy 2017 ve Subtelny 2009'a bakınız.
[10] 1991 yılında Viktor Pynzenyk parlamento üyesi seçildi. Kravchuk yönetiminde (1991-1994) ve ilk Kuchma yönetiminde (1994-1999) ekonomi bakanı, başbakan yardımcısı ve başbakan birinci yardımcısı dahil olmak üzere hükümet pozisyonlarında (1992-1997) bulundu. Pynzenyk, 2005-2009 yılları arasında Yuşçenko yönetimi sırasında maliye bakanı olarak görev yaptı.
[11] Paskhaver, 1990'larda ekonominin özelleştirilmesinin mimarlarından biri ve özelleştirmeyi izleyen Kiev merkezli bir düşünce kuruluşu olan Ekonomik Kalkınma Merkezi'nin kurucularından.
[12] 21 Kasım 2013 tarihinde Cumhurbaşkanı Yanukoviç, Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmasını reddetti. Bu karar Kiev'de halk protestolarına yol açtı ve büyüyen protesto hareketi tüm Ukrayna'ya yayılarak yönetiminin düşmesine neden oldu. Parlamento 22 Şubat 2014 tarihinde oybirliğiyle onu görevden aldı. Haysiyet Devrimi hakkında daha fazla bilgi için lütfen Plokhy 2017'ye bakınız.
[13] Komünizm sonrası ülkelerde uygulanan lustration yasalarının bir incelemesi için Ellis 1996'ya bakınız.
[14] Halkın Hizmetkarı partisinden Başkan Zelenskiy, kitle iletişim araçlarında sıklıkla özgürlükçülükle ilişkilendirilmektedir. Partisi Ukrayna parlamentosu Verkhovna Rada'da çoğunluğu elinde bulundurmaktadır. Partinin açıklamasına göre parti, sol ve sağ siyaset arasında bir denge kurarak merkezciliği benimsiyor. https://sluga-narodu.com adresinde.